Türk aile hukuku ve boşanma davalarının en çok tartışılan, kamuoyunun gündeminden düşmeyen konularından biri hiç şüphesiz "süresiz nafaka" uygulamasıdır. Medeni Kanun’da "yoksulluk nafakası" olarak adlandırılan bu kurum, boşanma sonrasında taraflardan birinin maddi olarak zor duruma düşmesini engellemeyi amaçlar. Ancak uygulamanın "süresiz" olması, yıllardır hem hukuki hem de sosyal platformlarda ciddi reform tartışmalarını beraberinde getirmektedir.
Bu yazımızda, 2026 yılı itibarıyla süresiz nafaka konusundaki en son mevzuat durumunu, Yargıtay’ın güncel yaklaşımını ve nafakanın hukuki boyutlarını tüm detaylarıyla ele alacağız.
Süresiz Nafaka Konusunda Kritik Gelişme
Son yıllarda Adalet Bakanlığı ve yasama organı nevisinden nafaka süresine bir üst sınır getirilmesi (örneğin evlilik süresine göre nafaka ödenmesi, 3, 5 veya 5 yıl gibi kısıtlamalar) sıkça gündeme taşınmıştır. Kamuoyunda "Nafaka reformu kapıda mı?" sorusu her yıl olduğu gibi bu dönemde de sıcaklığını korumaktadır.
2026 yılı itibarıyla aile hukuku reform paketleri kapsamında nafakanın evlilik süresi, tarafların yaşları, çocuk durumu ve kusur oranlarına göre kademeli bir süreye bağlanması yönündeki komisyon çalışmaları devam etmektedir. Ancak bu aşamada uygulamayı kökten değiştiren ve mevcut dosyaları etkileyen radikal bir kanun değişikliği henüz resmi gazete yayımlanarak yürürlüğe girmemiştir. Hukuki süreçte hak kaybına uğramamak adına güncel yasal mevzuatın ve Yargıtay kararlarının incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
Süresiz Nafaka (Yoksulluk Nafakası) Nedir?
Hukuk dilinde yoksulluk nafakası olarak tanımlanan süresiz nafaka; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında talep ettiği maddi desteğe denir. Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 175’te düzenlenen bu nafaka türü, kural olarak bir süre sınırına tabi tutulmadığı için halk arasında "süresiz nafaka" olarak adlandırılmaktadır.
Buradaki temel amaç, boşanma ile birlikte evlilik birliğinin sağladığı ekonomik refahtan mahrum kalan ve kendi geçimini sağlamakta yetersiz kalacak olan eşin (genellikle sosyo-ekonomik şartlar sebebiyle kadınların) korunmasıdır. Nafakanın "süresiz" olarak hükmedilmesi, onun ömür boyu mutlak surette ödeneceği anlamına gelmez; kanunun öngördüğü belirli şartlar oluştuğunda bu nafaka kendiliğinden veya mahkeme kararıyla ortadan kalkabilir.
Yoksulluk Nafakasının Şartları Nelerdir?
Mahkemenin yoksulluk nafakasına (süresiz nafakaya) hükmedebilmesi için kanunun aradığı belirli kuralların eş zamanlı olarak gerçekleşmesi gerekir. Hakim kendiliğinden yoksulluk nafakasına karar veremez. Şartları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Talep Şartı: Taraflardan birinin mahkemeden açıkça yoksulluk nafakası talep etmiş olması gerekir.
- Kusur Şartı (Daha Ağır Kusurlu Olmamak): Nafaka talep eden eşin, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eşler eşit kusurluysa nafaka talep edilebilir; ancak nafaka talep eden taraf tamamen ya da daha ağır kusurluysa talebi reddedilir.
- Yoksulluğa Düşme Tehlikesi: Boşanma neticesinde talepte bulunan eşin yeme, içme, barınma, giyinme, sağlık gibi asgari yaşam standartlarını tek başına karşılayamayacak duruma (hukuki anlamda yoksulluğa) düşecek olması gerekir.
- Mali Güç Orantısı: Nafaka yükümlüsünün (ödeyecek kişinin) mali gücüyle orantılı bir meblağ tayin edilir. Kimse mali gücünü aşacak şekilde nafaka ödemeye zorlanamaz.
Süresiz Nafaka Kalktı mı? 2026 Mevzuat Durumu
Önemli Not: Hayır, süresiz nafaka uygulaması 2026 yılı itibarıyla yürürlükten kalkmamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi yürürlüktedir ve kanun metninde yer alan "Süresiz olarak nafaka isteyebilir" ibaresi geçerliliğini korumaktadır. Medyada sıkça yer alan "Nafaka kalktı" veya "Nafakaya 5 yıl sınırı geldi" şeklindeki haberler, tasarı ve komisyon çalışmalarının ötesine geçmemiştir.
Hâlihazırda Türk aile hukuku sisteminde aile mahkemesi hakimleri, şartları oluştuğu takdirde yoksulluk nafakasını ucu açık (süresiz) olarak bağlamaya devam etmektedir. Mevzuatta yapılacak olası bir kanun değişikliği, meclis onayı ve Resmi Gazete ilanı ile yürürlüğe gireceğinden, şu anki mevcut davalar cari kanun hükümlerine göre karara bağlanmaktadır.
Nafaka Türleri Nelerdir?
Türk hukukunda boşanma süreci ve sonrasında tarafların ve çocukların mağdur olmaması adına ihdas edilmiş 4 farklı nafaka türü bulunmaktadır. Süresiz nafaka (yoksulluk nafakası) bunlardan yalnızca biridir.
Tedbir Nafakası
Boşanma davası açıldığı andan itibaren davanın kesinleşmesine kadar geçen süreçte hâkimin kendiliğinden veya talep üzerine hükmettiği geçici nafaka türüdür. Amacı, dava süresince eşin ve çocukların barınma, geçim ve eğitim masraflarının aksamasını önlemektir. Kusur durumuna bakılmaksızın eşlerin davanın başında mağdur olmaması hedeflenir.
İştirak Nafakası
Boşanma davası neticesinde velayeti kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocukların bakımı, eğitimi, sağlığı ve korunması masraflarına gücü oranında katılması amacıyla ödediği nafaka türüdür. Bu nafaka eşin yoksulluğu ile ilgili değildir; tamamen çocuğun menfaatini korur ve çocuk ergin (18 yaşını doldurmuş) olana kadar devam eder. (Eğitimi devam ediyorsa yardım nafakası olarak sürebilir.)
Yoksulluk Nafakası (Süresiz Nafaka)
Yazımızın da ana konusu olan, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra kusuru daha ağır olmayan eşin yoksulluktan kurtulması amacıyla diğer eşten aldığı, kanunen süre sınırı konulmamış nafakadır.
Süresiz Nafaka Hangi Durumlarda Sona Erer?
Süresiz nafaka, ömür boyu her koşulda ödenecek bir borç yükü değildir. TMK Madde 176 uyarınca, belirli şartların gerçekleşmesi halinde nafaka kendiliğinden (kanun gereği) veya mahkeme kararı ile ortadan kalkar.
Kendiliğinden (Otomatik Olarak) Sona Erdiği Durumlar:
- Alacaklı veya Borçlu Eşin Ölümü: Taraflardan birinin vefatı halinde nafaka borcu mirasçılara geçmez, kendiliğinden sona erer.
- Nafaka Alıcısının Resmi Olarak Evlenmesi: Nafaka alan eşin bir başkasıyla resmi olarak evlenmesi durumunda yeni bir aile birliği kurulduğundan nafaka hakkı otomatik olarak düşer.
Mahkeme Kararı ile (Dava Açılarak) Kaldırıldığı Durumlar:
- Fiilen Evli Gibi Yaşama: Nafaka alan taraf, resmi bir evlilik yapmamış olsa dahi bir başkasıyla karı-koca gibi fiilen birlikte yaşıyorsa, borçlu tarafın açacağı dava ile nafaka iptal edilir.
- Yoksulluğun Ortadan Kalkması: Nafaka alan eşin düzenli, sürekli ve yeterli bir gelire kavuşması (örneğin işe girmesi, piyangodan büyük ikramiye çıkması, yüklü miras kalması) durumunda dava ile nafaka kaldırılabilir.
- Haysiyetsiz Hayat Sürme: Nafaka alan eşin haysiyetsiz bir yaşam tarzı benimsediğinin (kumar, fuhuş vb.) somut delillerle ispatlanması halinde mahkeme nafakayı kaldırır.
Türk Hukukunda Boşanma Sebepleri
Nafaka Artırım ve Azaltım Davaları
Nafaka miktarları statik değildir; zaman içerisindeki ekonomik değişimlere ve tarafların mali durumlarındaki dalgalanmalara göre revize edilebilir. Bu amaçla açılan davalara Nafakanın Azaltılması, Artırılması veya Kaldırılması Davaları denir.
- Nafaka Artırım Davası: Ülkedeki yüksek enflasyon, satın alma gücünün düşmesi, paranın değer kaybetmesi veya nafaka alan eşin (veya çocuğun) giderlerinin haklı sebeplerle artması (sağlık sorunları, eğitim masrafları vb.) durumunda açılır. Genellikle mahkemeler nafakanın her yıl ÜFE/TÜFE oranında artırılmasına peşinen karar verebilir.
- Nafaka Azaltım Davası: Nafaka ödeyen borçlunun mali durumunun kötüleşmesi (iflas etmesi, işten çıkarılması, sakatlanarak çalışma gücünü kaybetmesi) ya da nafaka alan kişinin maddi durumunda kısmi bir iyileşme görülmesi halinde ödenen miktarın hakkaniyete uygun bir seviyeye çekilmesi için açılır.
Yargıtay’ın Süresiz Nafaka Hakkındaki Görüşü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri, süresiz nafaka (yoksulluk nafakası) konusunda çok köklü bir içtihat geçmişine sahiptir. Yargıtay'ın güncel kararlarındaki temel felsefe "hakkaniyet" ve "sosyal dayanışma" ilkeleri üzerine kuruludur.
Yargıtay kararlarında öne çıkan kritik kriterler şunlardır:
- Asgari Ücret Tek Başına Yoksulluğu Kaldırmaz: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, nafaka alan eşin asgari ücretle bir işe girmiş olması, onun yoksulluktan tamamen kurtulduğu anlamına gelmez. Eğer boşanılan eşin maddi durumu çok yüksekse ve asgari ücret alan eş evlilik sırasındaki yaşam standardından çok uzağa düşmüşse, nafakanın tamamen kaldırılması yerine endeksine göre azaltılması yoluna gidilmelidir.
- Kusur Dengesi Hassasiyeti: Yargıtay, boşanmada eşit kusurlu bulunan eşin de yoksulluk nafakası alabileceğini sıklıkla vurgulamaktadır. Ancak nafaka talep edenin az da olsa "daha fazla kusurlu" bulunması halinde nafaka talebinin reddi gerektiğinin altını çizer.
- Kısa Süreli Evliliklerde Hakkaniyet İndirimi: Mevzuatta açık bir süre sınırı olmasa da Yargıtay, çok kısa süren (örneğin birkaç ay veya 1-2 yıl süren) ve çocuk bulunmayan evliliklerde ömür boyu nafaka ödenmesini "hakkın kötüye kullanılması" ve "hakkaniyete aykırılık" olarak değerlendirebilmekte, bu tür durumlarda toptan (toptan ödeme) nafakaya veya alt sınırdan sembolik miktarlara hükmedilmesini destekleyen kararlar imza atmaktadır.